Sinop Çeşitlemeleri
- Tarih:
Sinop’un Beş İncisi:
Aleaddin Camisi, Yalı Kahvesi, Hamsilos Fiyordu, İnce Burun ve Efelek Tatlıca Şelalesi. Elbette Sinop’un inci değerindeki güzellikleri bunlarla sınırlı değil. Bir de gezdikçe güzelleşen yerler var. Tabii bu biraz da kiminle gezdiğine ve de hangi mevsimde gezdiğine bağlı. Sinop’un M.Ö 7. yüzyılda şehri korumak için kurulan surları arasında dolaşmak böyle bir güzellik sayılabilir. Şöyle liman boyu kumsala uzanan sahil yolunda yürürken bakışlarınız nerde karar kılacağını bilmez şekilde sağlı sollu gidip gelir ya, şaşkınlığınızı nereye demirleyeceğinizi bilemezsiniz. Solunuzda uçsuz bucaksız yeşile çalan bir maviliğin köpüren dalgalarının mı yoksa sağınızdaki dünden daha eski kadim zamanların kale duvarlarının mı seyretme keyfini yaşamak istersiniz? Gezmeye kendi içinden başlayanlar çok iyi bilirler ki güzellik her zaman manzaraya bağlı değildir. Hüznünüzün gözyaşlarıyla ıslattığınız sulu boyu resimlerin güzelliği de vardır. Uzun süre saklandıkları yerden çıkmayan, yüzünü kolay kolay kimseye göstermeyen, dar zaman ve dar mekân arasına sıkışmış güzelliklerdir bunlar. Ne kadar az görünürseler bakan kişinin nazarında o kadar güzelleşmiş olurlar. (Güzel ne güzel olmuşsun görülmeyi görülmeyi)
Bir şehri ilk kez görenler onu gezip görmemenin avantajını yaşayarak baktıkları her yeri ve her şeyi güzel görürler. Sinop şehri tam da böylesi bir bakış bakirliğine sahiptir. Göz yorgunluğuna, bakış istilasına maruz kalmamak diye bir şey varsa bu Sinop’un kartpostal güzelliğini muhafaza etmesiyle yakından ilgilidir. Ne kadar fazla göreyim ve ne denli çok gezeyim derseniz şehrin en nadide unsurlarını kaybetmeye peşinin razı olmalısınız. Yukarıda söz konusu ettiğim beş mekân -tıpkı Tanpınar’ın “Beş Şehir”i gibi- inci olma değerini bu görece nitelikli bakış ve beğeniye borçludurlar.

Sinop’un Beşincisi:
Hani tırnaklarla gayret edip mesafe almak diye bir şey vardır dilimizde. Bunun en somut örneği Sinop’un 7 bin nüfuslu sahil kasabası Türkeli’dir dersek abartmış olmayız sanırım. Yazları nüfusu mevcut nüfusunun on katını aşan bu şirin ilçe beş yıldır kendi kendini onarmaya çalışıyor. Şairin ifadesiyle, “kentleri bayındır gösteren yalan”a tevessül etmeden kimliğini yeniden inşa etmek için gayret ediyor. Yol, su, elektrik, doğalgaz, dere ıslahı gibi alt yapı çalışmalarından bahsettiğim anılmasın. Türkeli halkı alt yapıyı şekillendiren unsurun üst yapı olduğunun gayet bilincinde. Bir kasabada kültür, sanat, edebiyat, bilim ve spor su gibi, yol ve elektrik gibi önemli ihtiyaçlar listesinde görülüyorsa alt yapı sorunu kendiliğinden çözülmüş olur. Zira kültür, sanat ve bilim varsa yol, su, elektrik olmazsa olmaz haline gelir. Türkeli genci ihtiyarı, idarecisi vatandaşıyla bu meseleyi çözmüş. Şiirimiz, öykümüz varsa yolumuz da vardır” dediklerini işitir gibiyim. Önce kalpten kalbe giden yolları yapacaksın ki köyü kasabaya bağlayan sıcak asfalta ulaşasın. Betondan önce ruh mimarisi gerek. İnsan üzerine kafa yormak gayretlerin belki de en yücesi. Beş yıl evvel üç beş dertli insan Türkeli’de insana dair ne yapabiliriz üzerine bir araya gelip görüş alışverişinde bulunmuşlardı. Bu istişare çok geçmeden meyvesini verdi. Ulusal düzeyde bir kültür -eğitim festivali kuvveden fiile geçti. Yirmiyi aşkın yazar ve alanında uzman eğitimci konferans, söyleşi ve panellerin yanı sıra sinema, tiyatro ve resim atölyelerinde bir araya geldi. Beş yıl boyunca büyükşehirlerin bile cesaret edemediği çalıştay, oturum ve panellere ev sahipliği yaptı Türkeli ilçesi. Üstelik öğrenci nüfusunun hızla eridiği bir kasabada gerçekleşiyordu bütün bunlar. İmkansızlıklara büyük bir dirençle direnerek. Bu seneki Türkeli Eğitim ve Kültür Günleri etkinliği beş senenin tecrübesini taşıyordu bünyesinde. Sadece ilk ve orta öğretim değil, aynı zamanda yüksek okul öğrencileri de etkinliğe dahil edilmişti. Yüksek Okul öğrencilerinin kariyer oluşturma süreçlerinin yanında gelecek endişeleri masaya yatırıldı. 5 G Teknolojisi ve Dijital Eğitim Fırsatları başlığı altında BTK Daire Başkanı Mustafa Ermiş, Üniversite Hayatındaki Ekonomik ve Sosyal Fırsatlar konusunda SEV (Sinop Eğitim Vakfı) Başkanı Aydın Çengel gençlerle buluşarak onların geleceğin meslekleri ve mesleki başarının unsurları üzerine sordukları soruları cevaplandırdılar. İlk günü karşılama şehir gezisi olmak üzere dört gün süren kültür ve eğitim günlerinde Mehmet Aycı, Ayşe Sevim, Erol Erdoğan, Betül Nurata, Aydın Hız, Zeki Bulduk, İsmihan Şimşek, Hüseyin Akın, Abdullah Harmancı, Orhan Gazi Gökçe, Çağlar Sarıtaş, Merve Büyükçapar, Canan Demirci ve Sermin Şahin gibi edebiyatçı yazarlar katıldı. Okul ve öğrenci buluşmalarının yanı sıra konferans ve paneller gerçekleştirilip tiyatro oyunları sergilendi. Akçabük Köyü’nün simgesi haline gelmiş 700 yıllık meşe ağacının altında civar köylerin çocuklarıyla birlikte konuk yazar ve şairlerin doğaçlama masa anlatma geleneği bu sene de bozulmadı. Geçen sene anlatılan masallara yeni sayfalar eklendi.
Sinop’tan Daha Fazlası:
Sinop’un caddelerinde trafik ışıkları yok, Sinop mutluluk oranı her sene en yüksek il olarak seçilmekte, Diyojen felsefesinin en iyi uygulandığı yer…Evet doğruya doğru. Fakat Türkeli (Eski adı Yarna) bütün bu vasıflara sahip olmakla birlikte insanıyla da çağdaş anlatılara konu olmuş bir kasaba. Türkeli’ye bir gün yolunuz düşerse ve çay içmek için bir kafeye giderseniz çıkışta sizden izin alarak çayınızın ücretini ödemek isteyen birilerini görürseniz sakın şaşırmayın. Türkeli boyundan büyük işlere girişen bir ilçe. Türkiye’nin şairlerini, yazarlarını Türkeli’de toplayabilmesi bunun ufak bir göstergesi. Sinop’un kendine özgü kırmızısı varsa (Sinop Kırmızısı) Türkeli’nin de ormanla deniz birleştiği yerde Türkeli mavisi vardır. Türkeli bütün geri bırakılışına rağmen kendi yağıyla kavrulmasını bildiği gibi kendi yoluyla (Ata yolu) avunmasını da bilir.
Bir yere yanından ya da içinden bakarsanız onun bir parçasıymış gibi hareket eder ve ayrıntıda gezen incelik ve güzellikleri göremezsiniz. Fakat bir yere –bir şeye- karşıdan -uzaktan- baktığınızda bütün objektifliğinizle hareket eder ve iyi ile kötüyü, eksikle tam olanı ayırıp tespit etmede adaletli davranırsınız. Nazar etmenin de bir adaleti vardır. Nazar bakıştaki hasettir ki gördüğünü parçalar, görmediğini yok sayar. Sözün kemi olur da gözün kemi olmaz mı? Bir göz de baktığı şeye iyi ya da kötü bir mesaj bırakıp bir şeyler söyler.
Fotoğraf Kaynak: Bjørn Christian Tørrissen – Own work by uploader, http://bjornfree.com/galleries.html, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=8320216




