Teknolojik Aletler Kullanımının Hayatımıza Bütüncül Etkisi
- Tarih:
Dijital dünyanın etkisi herkes tarafından bilinmektedir. Birçok konuda faydası su götürmez bir gerçek olmakla birlikte son zamanlarda özellikle gelişim evresindeki nesiller için zararları ve sınırları hakkında konuşulmaktadır. Yetişkin hayatına etkisi de son zamanlarda ciddi araştırma konularına kapı aralamaktadır.
Dijitalin ruhsal birçok bozukluğa doğrudan yol açtığı araştırmalarla da desteklenmektedir. Akıl, beden ve ruh sağlığını koruyabilmek için teknolojik aletleri kontrollü ve daha gerçekçi çerçeveden ele almak için ise sağlık açısından çok önemlidir.
Yetişkinler de dahil teknolojik alet kullanımını kontrol etmenin zorlaşmaya başladığı görülmekte. Nitekim teknoloji bağımlılığı diye bir bağımlılık türünden bahsedilir oldu. Zamanımızı yönetemez oluşumuzdan odağımıza birçok hayati faktörü etkileyen bu bağımlılık aynı zamanda bedenimizin hareketlerini de ele geçirdi. Literatürde text neck/tech neck veya ihunch olarak geçen telefon vücudu “phone body” son yıllarda incelenen konulardan. Omurga üzerimizdeki devasa yüklerden bahsediyoruz burada. Normal duruşta göz hizası başımızın boyna verdiği ağırlık 5 kg civarında olması gerekirken telefon ekranına bakmak için kafamızı 60 derece öne eğdiğimizden boynumuza binen yük 27 kg kadar çıkabilir. Bu da erken yaşlardan itibaren telefon kullanımı da dikkate alınırsa boyun ile ilgili ciddi sorunlara yol açmaktadır. Duruş bozukluğunun kamburluğa yol açması da bunlardan biridir. Sadece boyun sorunlarına değil ellerimiz de bu teknolojiden nasibini almaktadır. Mesaj pençesi (text claw) ve ekran parmağı telefonu sürekli kavramak, serçe parmakla alttan desteklemek el bileği sinirlerini sıkıştırmakta baş parmak ile sürekli kaydırmak ise tendon sorunlarına yol açmaktadır. Kambur duruş, akciğer kapasitesini de etkilemekte, göğüs kafesimizin tam genişlemesini engellemektir. Bu da doğru nefes alışımızı zorlaştırmakta, kan basıncının beyne, doğru ve sağlıklı ulaşmasını engellemektedir. Sığ nefes alışverişimiz de kronik yorgunluğa, odaklanma sorunlarına ve kaygı seviyelerinin yükselmesine yol açabilmektedir.

Teknoloji hayatımızı inanılmaz derecede kolaylaştırsa da kontrolsüz ekran kullanımı arttıkça bedenimiz ve ruhumuz bunun faturasını öder. Teknolojiyi hayatımızdan çıkarmak değil mesele, ki yeni dünya düzeninde bunu yapmak da pek mümkün görünmemekte. Asıl mesele teknoloji ile her açıdan sağlıklı bir ilişki kurabilmekte.
Dijital dünya beynimizi uyaran bombardımanına maruz bırakmakta ve zihinsel dengemizi bozmakta. Özellikle FOMO (olan biteni kaçırma korkusu) teknolojinin sosyal medya kullanımında karşımıza çıkan sorunlardan sadece biri. Başkalarının “kusursuz” hayatlarını izlemek yetersizlik hissine ve depresif ruh haline yol açabilir bu da kaygı bozukluğunu beraberinde getirir.
Multidisipliner açıdan konuyu ele alacak olursak teknolojinin kontrolsüz kullanımı doğrudan beden ve ruh sağlığımızı etkilemekte. Ancak bir de dolaylı etkilerini dikkate almakta fayda var. Duruş bozukluğuna yol açan yanlış kullanım, ilerleyen zamanlarda birçok estetik kaygıyı da beraberinde getirecektir. Sürekli aşağıya doğru bakarak telefon kullanımı yüz ve çene yapısını bozmakta teknoloji boynu gıdısına, boynun sürekli katlanması genç yaşlarda bile boyun kırışıklıklarına, aşırı odaklanıldığında fark etmeden ağız açık postürü yapısı yüz kaslarının gevşemesine ve yüzün daha yorgun görünmesine sebep olabilir. Bu da estetik operasyonların gün geçtikçe artmasına, toplumda grip salgınıymışçasına yaygınlaşmasına yol açabilmektedir.
Bu gibi deformasyonların önüne geçmek, erkenden önlem almak hem beden sağlığımız hem ruh sağlığımız hem maddi hem de manevi kayıplarımız adına oldukça önemli. Teknolojik aletlerin estetik bozukluklara yol açmaması adına bazı teknikler hayatımızın refahını artıracaktır. Bunlar;
*Telefon kullanırken göz hizası kuralını uygulamak. Telefonu aşağıda tutma yerine kolları kaldırarak göz hizasına getirmek, bilgisayar için ise alttan destek ile göz hizasını koruyabilmek
*20-20-20 kuralını uygulamak; göz yorgunluğunu önlemek için 20 dakikada bir en az 20 saniye boyunca en az 20 fit (6 metre) uzağa bakmak
*Uzman görüşü alarak çene ve boyun egzersizleri yapmak
*Yüz yogası gibi masajlarla yüzdeki canlılığı artırmak
*Doğru beden postürü için kürek kemiği ile ilgili uzman görüşü alarak egzersizler yapmak
* Nefes egzersizleri uygulamak
Geleceğin dünyasında var olmak dijitalleşmeyi kaçınılmaz kılar. Unutmamalıyız ki dijital refahı yakalamak, teknolojiyi hayatımızdan çıkarmakla değil ekranı her kapattığımızda kendi gerçekliğimize, bedenimize ve ruhumuza geri dönmekle başlar. Teknoloji beni ruhsal ve fiziksel olarak zorluyor ancak sınırlarımı çizerek kendimi bütünsel olarak koruyabilirim diyebilmeliyiz. Geleceğin estetik kaygılarına kendi ellerimizle zemin açmamalı, dijital sınırlarımızı koruyabilmeli ve doğru kullanımı sağlayabilmeliyiz. Çünkü neden olmasın.




