Yalan Dili ve Edebiyatı…
- Tarih:
“İnsan, ilk yalanını konuşmayı öğrendiği gün söyledi”
O günden bugüne kadar değişen yalnızca yalanın şekli oldu. Bir zamanlar komşusundan saklanan gerçekler vardı; bugün milyonlara aynı anda ulaştırılan kurgular var. Bir zamanlar yüz yüze söylenen yalanlar vardı; bugün ise başka yapı, değer ve inançların arkasına gizlenenler var.
Yalanın tarihi aslında insanın korkularının tarihidir diyebiliriz. Çok şeyler de diyebiliriz ama konumuz kitap yazmak falan değil, köşemizden birkaç kelam etmek.
Dinler doğruluğu emretmiş, filozoflar dürüstlüğü erdem saymış, hukuk sistemleri gerçeği korumaya çalışmıştır. Buna rağmen yalan hiçbir çağda ortadan kalkmamıştır. Çünkü yalanın kaynağı dışarıda değil, insanın içindedir.
Belki de asıl soru: İnsan neden yalan söyler? Sorusudur.
Doğrular ağırdır ve bedel ister
İnsan çoğu zaman hakikatten önce menfaatini korumaya çalışır.
Ne var ki her yalanın görünmeyen de bir maliyeti vardır. Yalan önce güveni öldürür. Güvenin öldüğü yerde ise dostluk, aile, kurum ve hatta devlet bile ayakta kalmakta zorlanır.
Yalan yalnızca bireysel bir kusur değil; toplumsal bir sorundur. Sosyal medyanın bir tuşla milyonlara ulaştırdığı yanlış bilgiler, bazen yıllarca söylenen küçük yalanlardan daha büyük zararlar verebilmektedir.
Bir insanın söylediği yalan ilk bakışta yalnızca iki kişi arasında kalmış gibi görünebilir. Oysa her yalan, görünmez halkalar halinde genişler. Bir ailede söylenen yalan aile bağlarını zedeler; bir iş yerinde söylenen yalan çalışma barışını bozar; devlet yönetiminde söylenen yalan ise toplumun tamamının geleceğini etkiler.
İnsanlığın en büyük ihtiyacı yeni teknolojiler değil, eski bir erdemdir: Doğruyu söyleme cesareti.
İnsanların yalan söyleme nedenlerini beş temel başlık altında toplamak mümkündür. Ancak dikkat çekici olan husus, bu nedenlerin çoğunun birbirine karışabilmesidir. Bir kişi aynı anda hem korktuğu hem de çıkar elde etmek istediği için yalan söyleyebilir.
1. Korku Nedeniyle Söylenen Yalanlar
Yalanın en eski ve en yaygın sebebi korkudur. İnsan, karşılaşacağı olumsuz sonuçlardan kaçınmak için gerçeği gizlemeye yönelir.
Örneğin bir öğrenci sınavdan düşük not aldığında ailesinin tepkisinden çekinerek notunu yüksek söyleyebilir. Bir çalışan, işe geç kalmasının gerçek nedenini açıklamak yerine trafik bahanesine sığınabilir.
Bu tür yalanlarda amaç kazanç elde etmekten ziyade cezadan, eleştiriden veya utançtan kaçmaktır. Korku ne kadar büyükse, kişinin yalan söyleme eğilimi de o kadar artabilir.
2. Çıkar Elde Etmek İçin Söylenen Yalanlar
Bazı yalanlar ise doğrudan menfaat sağlama amacı taşır. Kişi maddi veya manevi bir kazanç elde etmek için gerçeği çarpıtır.
Örneğin iş başvurusunda bulunurken özgeçmişine sahip olmadığı deneyimleri veya sahte diplomaları ekleyen bir kişi çıkar elde etmek için yalan söylemektedir.
Bu tür yalanlarda temel amaç korunmak değil, elde edilmesi arzu edilen bir faydaya ulaşmaktır.

3. Kendini Korumak İçin Söylenen Yalanlar
Bu yalanlar çoğu zaman kişinin kusurlarını, eksikliklerini veya hatalarını gizleme isteğinden kaynaklanır.
Örneğin başarısız bir proje sonrasında hatayı başkasına yüklemek, borcunu ödeyemeyen bir kişinin sürekli farklı mazeretler üretmesi de kendini koruma refleksiyle açıklanabilir.
Kişi gerçeğin kendisine zarar vereceğini düşündüğü anda savunma mekanizması olarak yalana başvurabilir.
4. Başkalarını Korumak İçin Söylenen Yalanlar
Toplumda en çok tartışılan yalan türlerinden biri budur. Çünkü çoğu zaman kötü niyet taşımaz.
Ağır hasta bir yakınına moralini bozmamak için durumun ciddiyetini tam olarak anlatmamak, yeni aldığı kıyafeti beğenmeyen bir kişinin arkadaşını üzmemek adına olumlu yorum yapması örnek olabilir.
Bu nedenle bu tür yalanlara bazen “beyaz yalan” adı verilir.
Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkar: Bir insanı korumak amacıyla söylenen yalan gerçekten masum mudur? Bu soru ahlak felsefesinin ve dinlerin yüzyıllardır tartıştığı konulardan biridir.
5. Güç ve Manipülasyon Amacıyla Söylenen Yalanlar
Yalanın en tehlikeli biçimi belki de budur. Çünkü hedef yalnızca bir kişiyi değil, geniş kitleleri etkileyebilmektir.
Tarih boyunca hükümdarlar, siyasetçiler, komutanlar ve çeşitli güç odakları bazen gerçekleri gizleyerek veya çarpıtarak insanları yönlendirmeye çalışmıştır.
Bir kişinin işlemediği bir suçu işlemiş gibi gösterilmesi, rakiplerin itibarsızlaştırılması için üretilen asılsız iddialar, propaganda faaliyetleri, sosyal medyada organize şekilde yayılan dezenformasyon kampanyaları bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bu tür yalanlarda amaç gerçeği saklamak değil, insanların düşüncelerini ve davranışlarını kontrol etmektir.
Ezcümle yalanın sürekli tekrarlandığı ortamlarda insanlar zamanla gerçeği aramaktan vazgeçer. Hakikatin yerini algılar, doğruların yerini çıkarlar almaya başlar. Böyle dönemlerde dürüst insanlar bile suskunlaşır; Doğruyu söylemenin ödüllendirilmediği yerde sessizlik güvenli hale gelir.
Yalanı ağzına yuva yapmayan okurlara selam olsun…




