Picture of Ebru Yıldırım
Ebru Yıldırım

Yol, İnsanı Menzile Götürür; Yol Arkadaşı İse İnsanı İnsana Götürür

A+ A-

Yol dediğimiz şey yalnızca iki nokta arasındaki mesafe değildir. İnsan doğduğu andan itibaren çocukluk, gençlik, yaşlılık gibi durakları olan bir yoldadır. Ve bu yolu yürürken en önemli şeylerden biri de yol arkadaşıdır.

Yol insana birçok şey öğretir. Sabrı öğretir, bazen vazgeçmeyi ya da yeniden başlayabilmeyi öğretir. Yol yoldaşı ise yolun en büyük imtihanlarından biridir. Çünkü iyi bir yoldaş, yolun yükünü hafifletir; kötü bir yoldaş ise düz yolu bile yokuşa çevirir. İnsan, arkadaşının huyundan, bakışından, hedefinden ve hatta duasından bile etkilenir. Bir süre sonra fark eder ki yürüdüğü yol kadar, kiminle yürüdüğü de onu şekillendirmiştir.

İslâmî açıdan düşündüğümüzde de yolculuk çok güçlü bir metafordur. Dünya, kalınacak bir yurt değil; geçilecek bir menzil olarak tasvir edilir. İnsan yolcudur. Servet, makam, güzellik, gençlik… Bunların hepsi yol kenarında görülen manzaralar gibidir. Yolcu, manzarayı seyreder ama oraya ev yapmaz. Belki de bu yüzden insan bazen yalnız yürümek zorunda kalır. Çünkü her yol arkadaşı, yolun sonuna kadar seninle gelemez. Kimi bir kavşakta ayrılır, kimi bir imtihanda vazgeçer, kimi de sen daha sağlam yürümeyi öğrenesin diye senden önce gider.

Hep iyi bir yol arkadaşı isteriz ama kendimize de şu soruları sormamız gerek bu yolculukta; ben iyi bir yol arkadaşı mıyım? Başkasının yolunu kolaylaştıran mı yoksa zorlaştıran bir yol arkadaşı mıyım? Diye ara ara kendimizi bir yoklamamız gerek. Çünkü iyi yoldaş istemek kadar, iyi yoldaş olabilmek de bir ahlâk meselesidir. Bazen güzel bir sözle, bazen sessizce yanında durarak, bazen de yorulan arkadaşının yükünü fark edip hiçbir şey söylemeden omuz vererek insan gerçek yol arkadaşlığı yapar. Çünkü insan sadece menzile varmak için değil, yürürken olgunlaşmak için de yoldadır. Yol ve yol arkadaşı insanı hedefe ulaştırdığı kadar kendisiyle de tanıştırır. Kimi zaman en uzun yolculuklar kilometrelerle değil, insanın kendi nefsinden Rabbine doğru attığı adımlarla ölçülür.

Burada bir soru akla gelir; yol arkadaşlığı, aynı yolda yürümek midir; yoksa birbirini menzile ulaştırmaya çalışmak mıdır? Soruda önemli bir denge var; “Aynı yolda yürümek” birlikteliği ifade eder. Ama “birbirini menzile ulaştırmaya çalışmak” fedakârlığı ifade eder. Birincisi beraberliği, ikincisi ise sorumluluğu anlatır. Çünkü aynı yolda yürüyen herkes gerçek yol arkadaşı olmayabilir. Otobüste aynı istikamete giden insanlar da aynı yolu paylaşırlar ama birbirlerinin yoluna dokunmazlar. Gerçek yol arkadaşlığı ise insanın diğerinin yükünü de kendi yükü gibi hissetmeye başladığı yerde başlar.

Çünkü içinde bulunduğumuz bu hayat yolculuğunda bazı insanlar sadece güzel günlerde yanımızda yürürler. Yol düzken sohbet eder, manzarayı seyrederler. Ama yol taşlı olduğunda, omuz vermek gerektiğinde yavaş yavaş uzaklaşırlar. Gerçek yol arkadaşı ise sen düştüğünde seni yargılayan değil, elini uzatandır. Yanlış yaptığında seni alkışlayan değil, incitmeden uyarandır. Yorulduğunda seni suçlayan değil, biraz dinlenmen için yanında bekleyendir.

İslam’da bunun çok güzel bir karşılığı var.  Kur’an’da müminlerin birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye etmelerinden söz edilir. Bu çok dikkat çekicidir. Çünkü sadece “doğru olmak” yetmez; doğru yolda kalabilmek için birbirini hatırlatan insanlar gerekir. İnsan tek başına güçlü olabilir ama istikametini koruması çoğu zaman salih bir çevreyle kolaylaşır.

Fakat burada ince bir çizgi daha var. Yol arkadaşlığı, birinin diğerini sırtında taşıması değildir. Çünkü bu, zamanla hem taşıyanı yorar hem taşınanı tembelleştirir. Gerçek yol arkadaşlığı, gerektiğinde omuz vermektir; ama yürümeyi herkesin kendisinin öğrenmesine de izin vermektir.

Belki de bu yüzden en kıymetli yol arkadaşı, seni kendisine bağımlı hâle getiren değil; seni hakikate, iyiliğe ve Allah’a yaklaştırandır. Çünkü bir gün yollar ayrılabilir, insanlar vefat edebilir, mesafeler girebilir. Ama sana kazandırdığı istikamet seninle yaşamaya devam eder.

 Mevlânâ’nın düşüncesinde de gördüğümüz şey budur.  İnsanlar bazen birbirlerini tamamlamak için değil, birbirlerini olgunlaştırmak için karşılaşırlar. Kimi yol arkadaşları ömür boyu sürer, kimileri ise sadece birkaç kilometrelik bir yol içindir. Ama her biri insana kendisi hakkında bir şey öğretir.

Bu yüzden hem iyi bir yol arkadaşı olmak hem de iyi yol arkadaşlarına sahip olabilmek duası ile.