Eziklik Psikolojisi
- Tarih:
Kahvede arkadaşlarından hakaret gören, ensesine tokat yiyen adam; evde karısına küfrederek, dayak atarak iç dünyasında durumu eşitlemeye çalışır. Halbuki bırak eşitlemeyi, durum 2-0 olmuştur. Ticari bir anlaşmazlık yüzünden tartışan iki kişiden birinin daha fazla dayanamayıp o anda yanında bulunan karısına tokat attığını görmüşlüğüm vardır. “Zincirsiz” diye bir film izlemiştim, size de tavsiye ederim. Filmde; malikanede çalışan kölenin, tarlada çalışan kölelere efendisinden daha çok zulüm yaptığı gösteriliyordu.
İslam’ın ilk yıllarında Efendimiz (sav)’e, geniş ve güçlü kabilesinden dolayı diş geçiremeyen Ümeyye bin Halef’in, köle durumundaki Bilal (ra)’a yaptığı işkenceler de aynı iç dünyasında kendine karşı kaybettiği itibarını düzeltme arzusundan başka bir şey değildi. Devletler bazında da durum aynı. Dışarıda itibarı düşük olan totaliter yöneticilerin kendi halklarına reva gördükleri zulüm de aynı psikolojik durumun yansıması. Bu anlattıklarımın hepsi kişilik sorunu, yetersizliğini bir şekilde örtme gayreti.
Türkiye’nin 60’larında sosyalizmin ve solculuğun revaçta olduğu zamanlarda, Müslümanların sosyalistlere karşı “Sosyal adalet bizde de var.” söylemleri de bu ezikliğin sonucu. Bizde sosyal adalet yok mu? Var tabii ki ama söylem yanlış. Rahmetli Erbakan Hocamın o yıllarda üniversitede koridorda takunya ile dolaşıp kimliğini net bir şekilde ortaya koyması, bu asrın Müslümanına ders olarak yeter bence. Hocamın “Onlar sıfırdır; alt alta da toplasan, üst üste de toplasan sıfırdır.” sözü de “Bana ne Amerika’dan!” sözü de bu ezikliğe karşı gösterilmiş bir tepkidir.

Erbakan Hoca’dan alacağımız dersler çok. Hocam televizyon programlarına çıktığı zaman kimse onu yönlendiremezdi. Kendi konuşma hedefine kilitlenir ve sunucuyu da o çizgide tutardı. Yeni dünya düzeni kurucularının belirlediği gündemlere hiç takılmazdı. İlla o çizgiye çekilmeye çalışıldığında bile “Gulu gulu dansına boş ver.” derdi. Yani proaktif olurdu, reaktif değil.
İslam dünyası son yüzyılda Batılılar tarafından sömürgeleştirildi. Bu dönemde yetişen nesil ikiye ayrıldı. Büyük bir grup, kendisini sömürenlerin eğitimi altında durumu kabullendi ve kendi ezikliğini kendinden bildi. Daha sonra bu büyük grup kraldan çok kralcı oldu; adeta malikane kölesinin tarla kölesine yaptığı eza gibi, efendisinden daha şiddetli eza eder oldu. Artık Batılı efendilerin İslam ülkelerinde durmalarına gerek kalmadı. Güya İslam ülkeleri özgür oldular!
Diğer grup temel İslami eğitimlerini hasbelkader aldılar. Yanlışı gördüler. Ama ne yazık ki azınlık durumundalar. Şimdi ne mi olacak? Ya Erbakan Hoca’dan aldığımız dersi tam içselleştirip kendi öz değerlerimize sarılıp kendi oyunumuzu kuracağız ya da bize sunulan oyunu onların kurallarına göre oynarken eriyip gideceğiz. Vesselam.




